Lamina veneer yöntemiyle belirgin kalıcı lekeler, çarpık, orantısız, aralıklı, küçük ya da yapısı bozulmuş dişler düzeltilebilir. Lamina veneer, kötü görünen ön dişleri düzeltmenin hızlı, estetik ve güvenli bir yoludur.
tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Haziran 2017 Salı
6 Mayıs 2015 Çarşamba
Küçük Dil Ne İşe Yarar
Küçük dil, üst damağımızın arka kısmından sarkan, küçük yumuşak yapıda bir uzantıdır. Üzüm tanesi gibi asılı duran ve şekli dile benzeyen bu küçük uzantının en önemli görevi, yutkunurken burun boşluğunun yutağa açılan kısmını kapatarak yiyecek ve içeceklerin buraya kaçmasını önlemektir. Ayrıca bakteriler de küçük dil sayesinde ayrılır. Küçük dil aynı zamanda konuşma sırasında bazı seslerin çıkarılmasına da yardımcı olur.
Küçük Dil Şiştiği Zaman Nasıl Hissettirir?
Bunun birçok çeşidi vardır:
Küçük Dil Şiştiği Zaman Nasıl Hissettirir?
Bunun birçok çeşidi vardır:
16 Nisan 2015 Perşembe
Asperger Sendromu Nedir
Asperger Sendromu ilk kez Avusturyalı hekim Hans Asperger tarafından tanımlanmıştır. Bu nedenle onun adı verilmiştir. Asperger sendromu sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlı, stereotipik ilgi ve etkinliklerle tanımlanan otistik spektrum bozukluklarından (OSB) biridir. Tekrarlayıcı davranışlar, tekdüze bir konuşma, belli bir konuya abartılı ilgi önemli belirtilerdir.
Çocuğunuz çevreye karşı ilgisizse, çevresiyle iletişim kurmuyorsa mimik ve jestlerinin anlamıyorsa, kucağınıza aldığınızda huzursuzlanıyorsa ve kucağınızda iken tepkisiz duruyorsa asperger olup olmadığına yönelik değerlendirilmelidir.
Çocuğunuz çevreye karşı ilgisizse, çevresiyle iletişim kurmuyorsa mimik ve jestlerinin anlamıyorsa, kucağınıza aldığınızda huzursuzlanıyorsa ve kucağınızda iken tepkisiz duruyorsa asperger olup olmadığına yönelik değerlendirilmelidir.
8 Nisan 2015 Çarşamba
Sülük Tedavisi (Hirudoterapi) Nedir
Sülük Tedavisinin Tarihçesi
Sülükle tedavi anlamına gelen Hirudoterapi, antik çağlardan beri hekimler tarafından tedavi aracı olarak kullanılmıştır. Sülük tedavisi ile ilgili ilk kaynaklar MÖ. 15. yüzyılda yaşamış Babil’li hekimlere kadar gitmektedir. Yine MÖ. 3. yüzyılda Mısır hekimlerinin vazgeçilmez tedavi yöntemleri arasında yer aldığı bilinmektedir. Ayrıca MÖ. 2. yüzyılda Ege kıyılarında yaşamış olan hekim Nikandros, MS. 1. yüzyılda Yunan hekim Pliniy ve MS. 2. yüzyılda yaşamış olan Galen sülük tedavisi uygulamışlardır. İbn-i Sina’nın kitaplarında da sülük tedavisi yerini almıştır. Ne var ki, 20. yüzyılda doğadan elini çeken insanlık sülük tedavisini unutmuştur. Amerikalı araştırmacı Roy Sawyer sülüklerin potansiyel tedavi edici etkilerini ortaya koyup dünyanın ilk modern sülük üretim çiftliğini (Biopharm – İngiltere) kurmakla, sülüğün tıbbi kullanımı günümüzde tekrar hatırlanmıştır.
Sülükle tedavi anlamına gelen Hirudoterapi, antik çağlardan beri hekimler tarafından tedavi aracı olarak kullanılmıştır. Sülük tedavisi ile ilgili ilk kaynaklar MÖ. 15. yüzyılda yaşamış Babil’li hekimlere kadar gitmektedir. Yine MÖ. 3. yüzyılda Mısır hekimlerinin vazgeçilmez tedavi yöntemleri arasında yer aldığı bilinmektedir. Ayrıca MÖ. 2. yüzyılda Ege kıyılarında yaşamış olan hekim Nikandros, MS. 1. yüzyılda Yunan hekim Pliniy ve MS. 2. yüzyılda yaşamış olan Galen sülük tedavisi uygulamışlardır. İbn-i Sina’nın kitaplarında da sülük tedavisi yerini almıştır. Ne var ki, 20. yüzyılda doğadan elini çeken insanlık sülük tedavisini unutmuştur. Amerikalı araştırmacı Roy Sawyer sülüklerin potansiyel tedavi edici etkilerini ortaya koyup dünyanın ilk modern sülük üretim çiftliğini (Biopharm – İngiltere) kurmakla, sülüğün tıbbi kullanımı günümüzde tekrar hatırlanmıştır.
21 Ocak 2015 Çarşamba
Ayak Kokusundan Kurtulmanın Yolları
Kış aylarında, tüm gün kapalı ayakkabı içerisinde kalan, hava almayan ve terleyen ayaklar nedeniyle daha fazla görülen ayak kokusu, sanılanın aksine sadece erkeklerin değil, kadınların da önemli bir sorunu! İyi haber ise aslında alabileceğiniz önlemlerle bu kokudan büyük oranda kurtulabilmeniz.
Ayaklarınızı her gün sabunla yıkayın: Ayak kokusuna karşı alabileceğiniz en basit önlem, ayak hijyenini alışkanlık haline getirmek. Ayaklarınızı her gün sabah akşam ılık suyla, antibakteriyel veya mantar önleyici sabun kullanarak yıkayın. Ardından, mantar oluşumunu engellemek için iyice kurulayın. Çünkü ayak mantarının en önemli sebeplerinden biri, ayakların yıkandıktan sonra yeterince kurulanmamasıdır.
Ayaklarınızı her gün sabunla yıkayın: Ayak kokusuna karşı alabileceğiniz en basit önlem, ayak hijyenini alışkanlık haline getirmek. Ayaklarınızı her gün sabah akşam ılık suyla, antibakteriyel veya mantar önleyici sabun kullanarak yıkayın. Ardından, mantar oluşumunu engellemek için iyice kurulayın. Çünkü ayak mantarının en önemli sebeplerinden biri, ayakların yıkandıktan sonra yeterince kurulanmamasıdır.
17 Ekim 2014 Cuma
Nefesim Daralıyor Acaba KOAH mıyım?
Ölüm nedeni olan KOAH’da hava yollarında görülen değişiklikler kalıcı ve ilerleyicidir. 40 yaşın üzerindeyseniz;
• Sigara içiyorsanız
• Merdiven çıkarken nefes darlığı çekiyorsanız
• Üç aydan daha uzun süren öksürük şikayetiniz varsa
• Özellikle sabahları uyandığınızda balgam çıkartıyorsanız
• Hava kirliliğinin yoğun olduğu bir bölgede yaşıyorsanız
• Merdiven çıkarken nefes darlığı çekiyorsanız
• Üç aydan daha uzun süren öksürük şikayetiniz varsa
• Özellikle sabahları uyandığınızda balgam çıkartıyorsanız
• Hava kirliliğinin yoğun olduğu bir bölgede yaşıyorsanız
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığınız (KOAH) olabilir!
KOAH nedir?
Kronik bronşit ve amfizeme bağlı olarak gelişen kronik, geri dönüşümsüz ve ilerleyici olan hava akımı kısıtlanması ile karakterize bir hastalıktır. Hava akımı kısıtlanması kısmen geri dönüşümlü ve solunum yolları aşırı duyarlılığı ile birlikte olabilir. Kronik bronşit ya da amfizemi olan bir hastada KOAH hastalığının geliştiğini söyleyebilmek için kronik hava akımı kısıtlanmasının meydana gelmiş olması gerekmektedir.
15 Ekim 2014 Çarşamba
Yemekten Hemen Sonra Diş Fırcalamak Zararlı
Dişlerinize çok önem veriyorsunuz ve çürüklerin önüne geçmek için her yemek sonrası vakit kaybetmeden fırçalıyorsunuz. Bu durum ilk bakışta diş sağlığını korumak için mükemmel bir yöntem olarak görünebilir ancak yemek sonrası hemen dişlerin fırçalanması diş yüzeyinden bir miktar maddenin kalkmasına sebep olarak diş sağlığınızı olumsuz etkiler.
2 Ekim 2014 Perşembe
Yüksek Tansiyon Diğer Bir Adıyla Hiper Tansiyon ve Tedavisi
Tansiyon yüksekliği
Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır.
25 Eylül 2014 Perşembe
Dizde Kireçlenme ve Tedavi Yöntemleri
Dizde Kireçlenme
kireçlenme veya artrit diz eklem kıkırdağının parlak ve pürüzsüz yapısının bozulması ve eklemin işlevlerinin bozulmasıdır. kireçlenmelerde kıkırdakla beraber menisküslerde yırtıklar, kemik çıkıntıların oluşumu da genellikle birlikte olur. kireçlenen dizde ağrı başlar. vakit içerisinde eklem hareketleri kısıtlanır ve kireçlenme ilerledikçe bacaklar eğrilmeye başlar.
kireçlenmede hastalar ilk olarak ağrıdan yakınırlar. ağrı başlangıçta uzun ayakta kalındığında, yürüyüş sonrası başlar, dinlenince ve basit ağrı kesicilerle geçer. zaman geçtikçe ağrı daha kısa aktivitelerle başlar ve daha uzun sürer. basit ağrı kesiciler etki etmemeye başlar. daha da ilerleyince ağrı devamlı bir hal alır ve hiçbir ilaç ile kontrol edilemez. ağrıyla birlikte hastaların hayat standartı düşmeye başlar. hastalar önce uzun yürüyüşler gibi aktivitelerini azaltır. zaman geçtikçe hastalar alışveriş, dost ziyaretlerini yaparken zorlanmaya başlar. en ileri dönemlerde hastalar zorunlu ihtiyaçlarını bile güçlükle giderirler.
Kırmızı Etin Zararları
Kırmızı et fazla yiyenlerde kalp hastalığı ve kalınbağırsak kanseri daha sık görülür. Bunun nedeni kırmızı ette bulunan doymuş yağ nedeniyle kolesterolün artmasının damar sertliği yapması ve etin yüksek ateş ve kızgın kömürde kızartılması sonucu içindeki proteinlerin kanser yapıcı hale gelmesidir. Yine kırmızı etle yapılan sucuk, sosis ve salamın içinde bulunan nitrit de kolon kanserine neden olur.
Kırmızı etin yenmesi tamamen zararlı değildir. Haftada bir kez mutlaka yenmeli. Ancak yağları atıldıktan sonra haşlama veya fırında pişirilerek yenmelidir. Kolesterol korkusu nedeniyle hiç kırmızı et yemeyen kişilerde bu defa demir eksikliğine bağlı kansızlık ortaya çıkmaktadır.
Güneş Kremlerinde En Son Gelişme
Nanoteknoloji, parçacık boyutu 100nm den küçük yapılar olan nano-partiküllerin geliştirilmesini sağlayan, günümüzün en ileri teknolojik gelişmelerinden biridir.
1 nanometre 1 kum tanesinden 100 kat daha küçüktür. Bu kadar küçük yapılar ile çalışma imkânı bilim adamlarına, insanlığa daha güzel hizmetler sunabilmenin kapılarını aralamaktadır. Nanoteknoloji, özellikle tıpta, mühendislikte, üretim teknolojilerinde, iletişimde, çevre teknolojilerinde çok yoğun olarak kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda nanoteknoloji ile geliştirilmiş güneş filtreleri ve bunlar ile geliştirilen güneş kremleri, kullanıcılara çok büyük kolaylık ve fayda sağlamaktadır.
24 Eylül 2014 Çarşamba
Akupunktur Tedavisinde Yenilikler
Akupunktur, pekçok hastalıkta başarıyla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Fakat bazen tam bir endikasyon konmuş ve noktalar iyi seçilmiş olmasına rağmen, tedavide başarısızlıkla karşılaşılmaktadır. Böyle durumlarda vücutta akupunktur tedavisini önleyen bir engel (bozucu alan) vardır ve tetkik edilmelidir. Klasik Çin tıbbında insan canlılığı, yaşanan evrenin bir parçası olarak kabul edilmektedir. Yin ve yang değerlerinde birbirinden farklı güçler vardır.
Bütün sistem ve organlarımızın işlevleri bu iki kuvvetin belirli özel kanallarda hiç durmaksızın dengeli dolaşmasına bağlıdır. Şayet bu denge bozulursa insan hastalığa yakalanabilir. İşte akupunktur bu enerji yollarında herhangi bir şekilde oluşan engeli ortadan kaldırarak zaten organizmada varolan iç dengeyi yeniden düzene sokan bir tedavidir. Akupunktur noktalarından kalkan sinyallerin, gerekli yerlere ulaşması için vücutta hiç bir engel olmaması gerekir.
Oysa mesela amalgamlı dolgularda amalgam, bozucu alan olma özelliği ile akupunkturda istediğimiz neticeyi almamıza engel olmaktadır. Ayrıca geçirilmiş ameliyatlara bağlı sikatriksler, geniş yanık nedbeleri, keloidler sık sık tedavi zorluklarına neden olurlar. Akupunktur tedavisi hastalıkları sebebe yönelik, bu da vegetatif regülasyonun düzene konmasıyla denge sağlanan bir tedavi şeklidir. Akupunktur vücudun belirli cilt noktalarına ve kulağa iğne batırılarak, fonksiyonu reversibl olarak bozulmuş hastalık ve rahatsızlıklarda teşhis ve tedaviyi sağlar.
Ben bu sene 9. aya kadar servisimize gelen tüm hastaların başlangıç teşhislerini gözden geçirdim. Vakaların içinde çoğu kardiyo-vasküler sistemi ilgilendiren hastalıklardı, ki bunlar myokart enfarktüsü ve koroner kalb hastalıklarını içermiyordu. İlk başta akut ağrılı hareket sistemi hastalıkları geldi. Onu takiben sırasıyla solunum yolu hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, metabolizma hastalıkları ve nihayet ürogenital hastalıklar sıralanmıştı. Bu liste gösteriyor ki, akupunkturist, dahiliyeci ve diğer uzmanlardan daha çeşitli hastalar ile karşı karşıya kalıyor.
Bu yüzden teşhis ve tedavi alanımız çok genişliyor. Bireyin geçmişinin incelenmesi, doktora hastayı bütün olarak ele alma ve tedaviyi seçme olanağı verir ki, organizmanın denge fonksiyonu yeniden kurulsun. Bu da demektir ki, “Homeostaz” tekrar kazanılsın. Bireyin kişiliği ve bilfiil durumu açısından, terapi şekline karar vermek, noktaların seçimini yapmak ve stimülasyon derecesini bu vaka için hangisinin uygun olduğunu aydınlatmak gerekir. Akupunktur tedavisi çok farklı iki forma ayrılabilir. Birincisi ağrıya karşı tamamen semptomatik bir tedavidir.
Çoğu vakada tedavi ‘somatopi” lerle yürütülür. Bu küçük bir bölümdür. Akupunkturun diğer bir şekli, asıl tedaviyi sağlayan çok önemli bir parçasıdır. Hasta düzelme kabiliyetine sahip midir? Sonra her terapi için düzeltmeye olumsuz etki eden veya tamamen duduran bir faktörün bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Özellikle farmokoterapi ile ilgili olanlar: Burada en çok rastanan maddeler antibiyotiklerdir. Basit enfeksiyonlar için antibiyotiklerin sıkça yanlış kullanımı da söz konusudur.
Şu bilinen bir gerçektir ki, antibiyotiklerin her kullanımı, bağışıklığı önleyici bir etki oluşturur. Antibiyotiklerin olumsuz etkisi, ciddi bir enfeksiyon geçirmiş yaşlıca bir hastaya verildiğinde söz konusudur. Eğer bu hasta ciddi bir hastalıktan sonra iyileşmiş, ancak, yan etkilerden şikayetçi ise, örneğin yorgunluk, kendini zayıf hissetme hatta yatalak olma noktasına gelme, ülser, eklem ağrıları veya depresyondan şikayet ederek akupunkturiste gelebilir. Burada çok dikkatli olmalı ve yavaş yavaş gerekli tedavisi yapılmalıdır.
Romatizmal durumlar, akupunktur tedavisi için geniş bir alan oluşturmaktadır. Akupunktur tedavileri açısından söz etmek istediğim ilk form, daha önceleri primer kronik poliartrit olarak bilinen romatoid artrittir. Bu hastalığın o anki durumuna göre tedavi ayarlanır. Dolaşımda yüksek miktarda antikor antijen kompleksine, hastalığın yüksek oranda aktif olduğu dönemlerde rastlanır.
Son dönemlerde başlıca 3 madde kullanılmaktadır: Sitostatik ilaçlar:Metotreksat, siklofosfamid ve siklosperin A. Bu maddeler immünopatogenezi direkt olarak etkilememektedir. Etki mekanizmaları tam olarak açıklanamamıştır.
Siklosporin A romatoid artrit tedavisinde gittikçe önem kazanmaktadır. Bu maddeler ve akupunktur arasında bir ilişki ve etkileşim olup olmadığına dair herhangi bir çalışma yoktur. İki tane sitostatik ilaç olan Metotreksat ve siklofosfamit romatoid artritte kemoterapidekine göre çok daha düşük dozlarda kullanılmaktadır. Birçok çalışma bu stostatik ilaçların kullanılmasıyla antijen-aktikor komleksinde düşmeyi takiben kısa ve zayıf da olsa düzenleyicilik beklenebileceği yeteneği göstermiştir.
Romatoid artrit ve artroz gibi sıklıkla rastlanan romatizmal durm, fibromiyozit veya fibrozit olarak adlandırılan fibromiyalji sendromudur. Bu hastalar sıklıkla ciddi olgulardır. Çünkü bu hastalık genellikle tanınmakta, ya da ancak çok geç bir dönemde tanı konulabilmektedir. Olgulara genellikle depresyon, panik sendromu, irritabl kolon ve kronik yorgunluk sendromu eşlik etmektedir.
Enflamasyon belirtileri, metabolik ve yapısal değişiklikler doğrulamaktadır. Ana bulgular, aksiyel iskelet tutulumu, boyun ve bel bölgesinde kronik, genellikle simetrik yumuşak doku ağrılarıdır. Bulgular sıklıkla nemli veya soğuk havada, fiziksel veya mental streste ve uyurken rahatsız edildiğinde artmaktadır. Burada kortizon kullanma negatif bir imaja sahiptir.
Düşük kortizon bilhassa astımlı hastalarda ve kronik obstrüktif pulmoner hastalarda yanlış uygulama olarak değerlendirilir. Bu durumda akupunktur uygulamak daha faydalı olur. Yüksek kortizon tedavisinde ülser, mide kanaması ve kırıklar gibi yan etkiler görüldüğünden akupunktur kesin endike olmaktadır. Bilhassa günümüzde, akupunktur tedavisini çok etraflı düşünmek lazımdır. Bunun sebebi, yeni bilgi ve gelişmelerdir.
Örneğin: Duodenal ülserlerde helibakter pylorinin varlığı tebit edilmiştir. Buna göre standart tedavi şekli amoxilline ve metronidazol ile omeprazol kullanarak evvela midedeki enfeksiyonu yok etmek ve sonra akupunktur tedavisi uygulamak gerekir. Tedavi esnasında hastanın genel durumu mühimdir ve bir sonraki tedavi esnasında değişebilir.
Bir örnek vaka ile bunu açıklayalım: Bir tanıdığım hastanın safra kesesi meridyen bölgesinden kalkan akut baş ağrısı vardı. 4 yıl önce buna benzer ağrılar olmuş ve başarı ile tedavi etmiştim. Safra yollarında taş yoktu. Bu sefer ağrı başladıktan 3 gün sonra gelmişti. Semptomlar belliydi ve karaciğer, safra kesesi meridyeniyle ilgili başağrısı idi. Birkaç iğne batırdım ve ailelerimizden bahsetmeye başladık. Tam son iğneyi yerleştirdim ki, baş ağrısı had safhada kötüleşti. İğneleri çıkarttığımız halde rahatlamadı.
Damardan ağrı kesici ilaçlar ile rahatlama sağlayabildim. Ne olmuştu? Hasta heybetli, güçlü bir sporcuydu ama, hastanın durumuna dikkat etmemiştim. 3 gün boyunca ağrı çekmiş, uyuyamamıştı. Ağrı kesiciler, kahve , sigara içerek tedaviye geldiğinde tamamen bitik bir durumdaydı. Bu yüzden minimal bir uyarıcı, ekstrem olumsuz bir reaksiyona sebep olmuştu. Onun için böyle hastalara dikkat etmeli, hiç gözden kaçırılmamalı.
Gripten Kurtulmanın ve Korunmanın Yolları Nelerdir ?
Kimler gribe daha çabuk yakalanır
Grip herkesin mutlaka geçirdiği bir rahatsızlıktır.Grip soğuk aylarda baş belası olarak ilk aklımıza gelendir.Ama bazı kişiler gribe daha çabuk yakalanır ve bu yapıya sahip kişiler gribe yakalanmamak için önlemler almalıdır.
Kış veya bahar aylarında doğum yapacak gebeler,
65 yaşını geçmiş,veya astım gibi kronik akciğer hastalığı olanlar,
Diabet, kalp, böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlığı olanlar,
Hastanede ve huzur evlerinde çalışanlar,
Sık sık seyahat eden ve insanlarla yoğun teması olan kişiler grip aşısı yaptırmalıdır
Bu riskleri taşımayan sağlıklı insanların grip aşısı yaptırmaları şart değildir. Kasım ayının sonunda olmamız nedeniyle risk grubundaki kişilerin daha fazla gecikmeden bir doz grip aşısı yaptırmalarını ve her yıl bu dönemde tekrarlamaları önerilir.
65 yaşını geçmiş,veya astım gibi kronik akciğer hastalığı olanlar,
Diabet, kalp, böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlığı olanlar,
Hastanede ve huzur evlerinde çalışanlar,
Sık sık seyahat eden ve insanlarla yoğun teması olan kişiler grip aşısı yaptırmalıdır
Bu riskleri taşımayan sağlıklı insanların grip aşısı yaptırmaları şart değildir. Kasım ayının sonunda olmamız nedeniyle risk grubundaki kişilerin daha fazla gecikmeden bir doz grip aşısı yaptırmalarını ve her yıl bu dönemde tekrarlamaları önerilir.
23 Eylül 2014 Salı
Sağlıklı Bir Cilt İçin 10 Tavsiye
* Her gün en az iki litre su için;
Çünkü yeterli miktarda su içmek cildinizi nemli tutar ve toksinlerin böbrekleriniz ve bağırsaklarınız aracılığıyla vücuttan atılmasını sağlar.
* Aşırı tuz alımından hemen uzaklaşın;
Çünkü aşırı sodyum alımı, ciltte kabarıklık ve şişliklere sebep olur. Ayrıca ödem tutulmasına sebebiyet verir.
* Her gün antioksidan besinler alın;
Çünkü antioksidanlar, hücre yaşlanmasını yavaşlatır, hücreyi korur. Taze sebze ve meyvelerde antioksidan yoğundur. Ama bunlar da özellikle mevsimine göre alınmalı.
* Lifli gıdaları seçin;
Çünkü bu, bağırsak hareketlerinizi düzenler, böylece bedeniniz atık maddelerden daha hızlı arınır. Gıdalarınızı sebze, meyve, kuru baklagiller ve lifli bisküvilerden seçebilirsiniz.
* Kızarmış yiyeceklerden, hidrojene yağlardan ve hazır paket yağlardan yemeyin;
Çünkü vücut direncini düşürür. Hücre yenilenmesini yavaşlatır. Cildi negatif etkiler.
* Yiyecekleri küçük porsiyonlarda tüketin;
Çünkü bir büyük porsiyon, kalori bakımından yüksektir. Ayrıca tek tip beslenme yeterli ve sağlıklı olmaz. Yapmanız gereken iki-üç çeşit besini küçük porsiyonlarda almak.
* Doymamış yağ asitlerini yeterli düzeyde alın;
Çünkü cilt yapısı ve doku onarımı için özellikle yağ asitleri büyük önem taşımaktadır. Ayrıca antioksidan özellikleri de bulunur. Bu yağları, tam tahıllardan, tohum ve yemişlerden, soya fasulyesinden, koyu yeşil yapraklı sebzelerden, keten tohumu, kabak çekirdeği, susam gibi sızma yağlardan ve yağlı balıklardan alabilirsiniz.
* Sabah limonlu su veya ısırgan çayı için;
Çünkü mide hazmınızı kolaylaştırdığı gibi özellikle bağırsak temizliği için de faydalıdır.
* Aşırı kafein ve alkolden uzak durun;
Çünkü hücre susuz yaşayamaz. Hücrenin basıncı, hücre içi ve hücre dışı sıvı dengesi için su alımı çok önemlidir. Yüksek alkol içerikli veya kafeinli ürünler su dengesini bozar ve hücrenin deformasyonuna neden olur, bu da cildinize yansır.
* Hazır yiyeceklerden uzaklaşın;
Çünkü dolaşımı negatif etkiler. Yoğun katkı maddelerinin alınması veya baharatların yoğun tüketilmesi hücrenin deformasyona uğramasına neden olur.
* Rafine gıdalardan, işlenmiş etlerden uzak durun.
Saçların Dökülme Nedenleri
İlaçlar:
Saç dökülmesi birçok ilacın yan etkilerinden biridir. Özellikle hormonları kontrol eden doğum kontrol hapı gibi ilaçlar saç kaybına sebep olabilir. Ayrıca anti depresan ilaçlar, tansiyon hapları ve artrit ilaçları da muhtemel yan etkisi saç dökülmesi olan ilaçlardan.
Ateşli hastalıklar:
Yüksek ateş de saç dökülmesi nedenlerinden.
Stres:
Stres ya da travmalar da saç dökülmesinin önemli sebeplerindendir. Stres kaynaklı saç dökülmeleri travmalardan ya da stresli günlerin başlangıcından sonra yaklaşık 4 ay içinde kendini gösterir.
Mide Yanmasına Bitkisel Çözümler
Hemen herkesin şikayet ettiği mide ağrılarının nedeni çoğu zaman strese bağlıdır. Şifalı bitkileri kullanarak, tariferi uygulayarak mide yanması ve ekşimesinden kurtulabilir. Ama yine de yediklerimize özen göstermeliyiz.
• Nane ve limon kaynatılır. Balla tatlandırılıp ılık olarak içilir.
• Arpanın çayı demlenip içilirse mide ekşimesini giderir.
• Zencefil çayı demlenir. Günde 2 bardak kadar içilir.
• 1 bardak demirhindi suyu
• Semizotu suyu
• Nane ve limon kaynatılır. Balla tatlandırılıp ılık olarak içilir.
• Arpanın çayı demlenip içilirse mide ekşimesini giderir.
• Zencefil çayı demlenir. Günde 2 bardak kadar içilir.
Malzemeler:
• Bir miktar kabak suyu• 1 bardak demirhindi suyu
• Semizotu suyu
Anjiyografi Kalp ve Damar Hastalığı Radyolojik Tanı Yöntemi
Anjiyografi, dolaşım sisteminin belirli bölümlerinin biçimi, sayısı, çapı ve klinik belirtileriyle ilgili görüntüler elde etmek amacıyla uygulanan çeşitli tekniklerin genel adıdır. İki aşamada uygulanır; birinci aşamada incelenecek atardamar, toplardamar ya da lenf damarlarına X ışınlarını geçirmeyen (radyoopak) kontrast madde verilir. İkinci aşamada ya belirli aralıklarla röntgen filmleri çekilir ya da damarlar sinematografik yöntemle statik ve dinamik olarak incelenir.
Damarların radyolojik yoğunluğu öbür yumuşak dokularla aynı olduğu için, yapay yollarla daha görünür hale getirilmedikçe atardamar ve toplardamar röntgen filminde görünmez. Damarların görünmesini sağlamak için dolaşıma radyoopak bir madde verilmesi gerekir. Tıpta kullanılan kontrast maddeler iyot ya da baryum içerir. Bu iki madde farklı özellikler taşır. Baryum çok zehirlidir; iyot ise organizmanın bileşiminde doğal olarak bulunur ve belirli dozlarda zehirli değildir.
Damarların radyolojik yoğunluğu öbür yumuşak dokularla aynı olduğu için, yapay yollarla daha görünür hale getirilmedikçe atardamar ve toplardamar röntgen filminde görünmez. Damarların görünmesini sağlamak için dolaşıma radyoopak bir madde verilmesi gerekir. Tıpta kullanılan kontrast maddeler iyot ya da baryum içerir. Bu iki madde farklı özellikler taşır. Baryum çok zehirlidir; iyot ise organizmanın bileşiminde doğal olarak bulunur ve belirli dozlarda zehirli değildir.
17 Temmuz 2014 Perşembe
Boğaz Ağrılarından Kurtulmak
Boğazda hafif bir kaşıntı hissi ve ağrı oluşur ve kışın ya da yaz aylarında bu hastalıkla karşılaşırsınız. Bu ağrılardan kurtulmak için birkaç yöntem mevcut:
En klasik yöntem elbette ilaçlardır ve pek çok kişinin ecza dolabında anti-inflamatuar ilaçlar bulunur. Ancak bu ilaçların içinde hem şişkinliği, hem ağrıyı geçirecek kombinasyona sahip olanları tercih edin.
Tuzlu su mucizesini küçümsemeyin, pek çok konuda derde deva oluyor. Ilık tuzlu suyla günde birkaç kere gargara yapmak, bakterileri öldürüyor ve tahriş olan bölgeyi iyileştiriyor. Doktorlar genellikle bir fincan suya yarım çay kaşığı tuz eritmenizi önerir. Tuzun tadı size nahoş gelebilir, isterseniz sonrasında bir küçük kaşık bal ve suyu karıştırıp için.
En klasik yöntem elbette ilaçlardır ve pek çok kişinin ecza dolabında anti-inflamatuar ilaçlar bulunur. Ancak bu ilaçların içinde hem şişkinliği, hem ağrıyı geçirecek kombinasyona sahip olanları tercih edin.
Tuzlu su mucizesini küçümsemeyin, pek çok konuda derde deva oluyor. Ilık tuzlu suyla günde birkaç kere gargara yapmak, bakterileri öldürüyor ve tahriş olan bölgeyi iyileştiriyor. Doktorlar genellikle bir fincan suya yarım çay kaşığı tuz eritmenizi önerir. Tuzun tadı size nahoş gelebilir, isterseniz sonrasında bir küçük kaşık bal ve suyu karıştırıp için.
14 Temmuz 2014 Pazartesi
Jinekomasti (Göğüs Büyümesi) Hastalığı
Jinekomasti, erkeklerde anormal meme büyümesi demektir. Sözcük, Yunanca gyne (kadın) ve mastos (meme) kelimelerinin birleşmesinden oluşturulmuştur.
Sebebi tam olarak bilinmemekle beraber, birden çok sebebi olabileceği düşünülmektedir. Genellikle seks hormonlarındaki dengesizlikten kaynaklandığı düşünülür. Ergenlik çağındaki erkeklerde rastlanan jinekomasti, vakaların büyük çoğunluğunda birkaç yıl içinde kaybolur.
Herhangi bir sağlık tehlikesi yaratmamakla beraber, nadir durumlarda sağlığı tehdit edebilecek farklı bir rahatsızlığın göstergesi olabilir. Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.
Jinekomastiyi meydana getiren sebep belirlenebilirse, buna yönelik tedavi uygulanabilir. Ancak birçok durumda tedavisi cerrahidir.
Ağrı Kesici İlaçların Zararları
Günümüzde
çoğu kişinin yanından eksik etmediği ağır kesicilerin sadece vücudun
tepkisel sesini kısmaya yarar ve sürekli kullanıldığında
bağımlılığa dönüşerek faydadan çok zarar verir. Devamlı kullanılan ağrı kesiciler;
iç organlara hasar vermeye başlayarak zamanla başka hastalıkların ortaya
çıkmasına neden olur. Ağrıdan kurtulmanın tek yolu, ağrıya neden olan
hasarlı bölgenin tedavi edilmesidir. Bunun için başarıyla uygulanan doğal bir ağrı tedavisi yöntemi olan proloterapi
tercih edilmelidir.
Stresli iş ve yaşam koşulları, egzersizden uzak kalmak başta kas ve iskelet sistemi kaynaklı; baş, boyun, bel ağrısı olmak üzere birçok ağrılı hastalığı da beraberinde getiriyor. Bu ağrılardan kurtulmak için sıkça başvurulan ağrı kesiciler geçici çözümlerdir ve zaman içinde başka hastalıkların ortaya çıkmasına da sebep olabilir. Geçmeyen ağrılarından dolayı ağrı kesiciyi hayatının vazgeçilmezi haline getirmiş hastalar için son yıllarda dünyada bir çok uzman hekim tarafından uygulanan ve yüzde yüze yakın iyileşme imkanı sunan doğal ağrı tedavisi yönetimi Proloterapi hakkında bilgileri yazımızın devamında görebilirsiniz.
Stresli iş ve yaşam koşulları, egzersizden uzak kalmak başta kas ve iskelet sistemi kaynaklı; baş, boyun, bel ağrısı olmak üzere birçok ağrılı hastalığı da beraberinde getiriyor. Bu ağrılardan kurtulmak için sıkça başvurulan ağrı kesiciler geçici çözümlerdir ve zaman içinde başka hastalıkların ortaya çıkmasına da sebep olabilir. Geçmeyen ağrılarından dolayı ağrı kesiciyi hayatının vazgeçilmezi haline getirmiş hastalar için son yıllarda dünyada bir çok uzman hekim tarafından uygulanan ve yüzde yüze yakın iyileşme imkanı sunan doğal ağrı tedavisi yönetimi Proloterapi hakkında bilgileri yazımızın devamında görebilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)